İçeriğe geç
Anasayfa » Blog » 5 Nisan 2022

5 Nisan 2022

Yıllar önce ara ara Ellen De Generes şovu izlerdim, o zaman instagram postları ve reels videoları henüz gündemimde değildi. Hangi kanalda izlerdim pek hatırlayamadım, cnbc-e olabilir belki ya da e2. Zaman zaman zihnimi boşaltmak için popüler kültüre ait alışkanlıklara kaydığım oluyor benim de, her ne kadar bunu kendime itiraf edemesem de.. Ellen’ın programlarından birinde söylediği bir tanımlama beni çok etkilemişti, sık sık da sohbetlerimde kullanmaya başladım duyduktan sonra. Birebir olmasa da temelde şöyle söylüyordu Ellen: “İşimize giderken pahalı kıyafetler alıyoruz, pahalı arabalara biniyoruz; sonra bu pahalı eşyaları alabilmek için daha çok çalışıp daha çok para kazanmak zorunda kalıyoruz, işte bu bir kısır döngü”. Bu sözü duyalı belki on yıldan fazla olmuştur. O zamandan beri çok nadir alışveriş yaparım. İnsanların benim dış görünüşümle ilgili yorumları beni hiç ilgilendirmez. 2006 yılında üniversite son sınıftayken annemin bana mezuniyet hediyesi olarak aldığı 2005 model Opel Corsa’mı 16 yıldır kullanıyorum. Kazandığım parayı dünyayı gezmeye veya sevdiklerimle kaliteli zaman geçirmeye ayırmak bana çok daha büyük bir tatmin yaratıyor. Bu gezilerimden birinde Norveç’teki Fretexler ile tanıştım mesela (1). Norveç’te insanlar bir şehirde maksimum 10 yıl civarı kalıp başka bir şehre taşınıyorlarmış, bu sırada da eşyalarını taşımak yerine yeni gittikleri yerde sıfırdan bir hayat kurmayı alışkanlık edinmişler. Eski eşyaları da işte bu fretex denilen yerlere veriyorlar, amaç sürdürülebilir tüketimle çevreci yaklaşımı ülke geneline yaygınlaştırmak. Gayet güzel. 

İş ve tüketim ilişkisinde bir başka sıkıntılı nokta da kişinin sevdiği işi yapmaktan uzaklaşması.. Ben işimi sevdiğim için yapmak istiyorum. Yaptığım işin kölesi olursam nerde kaldı keyfi.. Günümüzde biz sağlık çalışanları da aslında maaşlı köleleriz, ama o kadar arada kalmış bir sınıfız ki kendimizi yukarılara taşıma hevesimizle pahalı giderlerimiz olmuyor değil. Alma verme dengesi, yüzyılların getirdiği alışkanlıklar parayı hayatımızda vazgeçilemez bir noktaya getirdi. Ama hala şunu söyleyebilirim, hekimlik büyük paralar kazanılacak bir iş değil, hiç bir zaman olmadı, hiç bir zaman da olmayacak. Holloway “Kapitalizmde Çatlaklar Yaratmak” kitabında (2) aptallar, uyumsuzlar, çılgınlar yani bizim gibi / benim gibi! insanlar adına sorular soruyor.. Ben de bir soru ekleyeyim. Bu düzen ne zaman değişecek? Aslında çoktan değişmeye başladı. Ben düşüncelerimde netleşmeye başladığıma göre benim gibi insanlar çoğalmaya başladı. Sağlığı demokratikleştirme gayem için üniversitede, eğitim araştırma hastanesinde, devlet hastanesinde, özel hastanede, iş yeri hekimliğinde ve son olarak da kendi muayenehanemde çalışmam gerekti belki de.. Birçok deneyimler kazandım. Her yaşadığım sıkıntıda daha da güçlendim. Kaliteli sağlık hizmetine ulaşamadığı için sağlığını ve hayatını kaybeden her bir hastada iyice bilendim. Bugün en ücra köşeye bile bilgimi paylaşma azmim doruk yaptı. Umarım en kısa zamanda o çatlağı büyütme şansım olur.

Kaynaklar:

1-https://nordiksimit.org/2021/04/fretex-norvecten-sosyal-girisimcilik-ornegi/

2-John Holloway, Kapitalizmde Çatlaklar Yaratmak; 2010, Otonom yayıncılık.